Ateşin Camdaki İzdüşümü...

Mine sanatı ateşin camdaki izdüşümüdür. Her bir renk için özel reçetesiyle hazırlanan cam zerrecikleri havanda dövülür, suyla beslenir, ateşle pişer. Sanat bu paradokstan doğar: Cam kırılgandır, su ve ateş düşman. Ama işin içine simya girince cam gümüşle yekvücut olur. Renkler bir daha solmamak üzere metalin kalbine mühürlenmiştir, zamana direnir.

Mine ile üretilen her ürün eşsizdir. Çünkü fırında her şey değişir. Bu süreç ne tamamen kontrol edilebilirdir, ne tamamen tesadüf… Tam da orada bir simya başlar: Reçete aynı olsa bile her saniye, her derece yeni bir renk yaratır. Pigmentler de metaller gibi birer malzemedir tasarımcıya… Picta Koleksiyonu da benim tualimdir.

Koleksiyonun İlhamı: Pigmentler

Renk; bir anın duygusu, bir yerin ruhu, bir anının sadık bir tanığıdır. Hayatımızda iz bırakan her yaşantının, her sahnenin bir rengi vardır. Anımsamak için belleğimizi yokladığımızda önce rengi belirir, sonra kendisi… Bazen an'a onu bezeyecek, tamamlayacak bir renk ararız. O sahnenin, o cümlenin nesnesi değil öznesi olduğumuzu anımsarız bu arayışla. Pigmentler ilham vericidir.

Koleksiyonun Dili: Simya

Simya (Alşimi), antik çağlardan modern bilimin doğuşuna kadar uzanan, maddeleri birbirine dönüştürmeyi, ruhu arındırmayı ve evrenin sırlarını çözmeyi amaçlayan gizemli bir disiplindir. Sadece modern kimyanın ilkel bir öncüsü değil; tıp, felsefe, astroloji, mistisizm ve metalurjinin iç içe geçtiği manevi ve deneysel bir öğretidir. İki temel pratiği vardır:

  • Büyük Yapıt (Magnum Opus): Değersiz metalleri (kurşun, bakır vb.) en saf ve kusursuz metal olan altına dönüştürmek.
  • Ölümsüzlük İksiri: İnsanı hastalıklardan arındıracak, gençleştirecek ve ebedi hayatı verecek olan "Felsefe Taşı"nı (Lapis Philosophorum) bulmak.

Felsefi boyutta simya, insanın kendi içsel hamlığını (kurşun halini) acı fırınlarından geçirerek olgunluğa ve bilgeliğe (altın haline) ulaştırma çabasıdır.

Mineyi simyaya, minekarı simyacıya benzetmek hoşuma gider doğrusu…

Koleksiyonun ürünleri ışığı renge, rengi "eşsiz" bir anlama dönüştürsün isterim: Tekrarlamayan, emek isteyen, kendine has ve her defasında heyecanla beklenen. Her ürün bir düş kapanıdır bir bakıma…

"Ateş aldıklarının yerine bir şey bırakır. Ben gümüşteki izdüşümünü yaklamaya çalıştım."