Hikayemiz

Var edişimizin, bilgi ve deneyimlerimizin, düşünce ve düşlerimizin çıktısı nedir?

Her türlü ürün. Her türlüsü; düşün ve sanat ürünleri, soyut yada somut ürünler…

Ellerimiz var edişimizin-dolayısıyla var oluşumuzun aracısıdır, yapıcısıdır, emektarıdır.

 

İstanbul Kapalıçarşı 15. YY’dan beri mücevher işçiliğinin kalbidir.

Değerli maden ve taşlar, Çarşı’nın daracık sokaklarındaki asırlık loş atölyelerde,

ustaların elinde mücevhere dönüşür.

Çıraklar ustalardan el alır; bu kadim zanaat “el”den “el”e aktarılır.

 

Mücevherler bedene dokunurlar.

İlk tasarımcılardan bu yana bedenin giyilebilen bir uzantısı, devamı, bütünleyicisi gibi kurgulanmış;

binlerce yılda av büyüsünden muskaya, mühürden tılsıma bir çok işlev yüklenmişlerdir.

Bu işlevler giderek bezemeye, süslemeye evrilse de,

üretimde kullanılan materyaller, semboller ve sembollere atfedilen anlamlar değişse de;

değişmeyen şey başlangıçtan bugüne mücevherin “kişisel” olmasıdır.

 

Tanti markası ellere, ellerin marifetlerine, el emeğine

hem fiziksel, hem de imgesel olarak değer atfeden

kurucu ve tasarımcısının rüyasıdır.

 

Tasarımlarım Kapalıçarşı’nın çok değerli ustalarından öğrendiğim geleneksel kuyumculuk teknikleri

ve tümüyle titiz bir el işçiliği ile üretilir.

Özenli, sade ve inceliklidir.

Her ürün biriciktir çünkü her biri ve her birinin her bir detayı elde üretilmiştir.

 

Tasarımın hikayesinin, tasarımcının anlatıcılığının bittiği yerde kullanıcının hikayesi başlar.

Hikayeler de el değiştirir çünkü…

 

Tanti’mizin anısına sonsuz bir sevgi ve dinmeyen özlemle…