Çizgiler Hem Özgündür Hem Özgür
Linea, kalemin kâğıtta bıraktığı izlerden doğdu. Düşünürken defterin kenarına fark etmeden çizdiklerimizden, bir fikri anlatırken çiziktirdiklerimizden, özenle seçilmiş bir kâğıda düşüne taşına, özene bezene çizdiklerimizden ya da bir tasarımın ilk eskizinden...
Koleksiyonun İlhamı: İzdüşümleri
Çizgi, düşüncenin görünür olduğu ilk andır. Kimi zaman fark etmeden çıkar elimizden; aklımız başka yerdeyken kalem kendi yolunu bulur. Kimi zaman ölçülür, biçilir, silinip yeniden çizilir. İkisi de bize aittir: Biri içimizden geçeni ele verir, diğeri varmak istediğimiz yeri gösterir. Nokta bir duraksamadır, kıvrım bir tereddüt ya da bir keyif; kesişen çizgiler bir karşılaşma, paralel olanlar bir yol arkadaşlığı.
Çizgi öylesine yalın bir form ki saklanacak yeri yok. Fazlalığı kaldırmaz, eğreti duranı ele verir. Düz olabilir, kavisli olabilir; kararlı ya da tereddütlü, kısa ya da uzayıp giden... Yön verir, ayırır, birleştirir; bazen de sadece durur ve bakışı dinlendirir. Bir çizgi tek başına bir cümledir: Az sözle söylenmiş ama eksiksiz. Çizgiler, içimizden geçen cümlelerin el yazısıdır benim için.
Koleksiyonun Dili: Az Çoktur
Tasarımlarımdaki her bir parça, geleneksel kuyumculuk teknikleriyle ellerimde şekillenir. Bu koleksiyonda kâğıttaki izi gümüşe taşırken onu süslememeye çalıştım; çizgi neyse o kalsın istedim. Gümüşü çoğaltmak yerine azalttım; biçimi, taşıyabileceği en yalın haline indirdim. Bir taş ya da bir damla eşlik ediyorsa, çizginin sözünü kesmeden eşlik etsin istedim.
Koleksiyonun ürünleri, takana kendi cümlesini anımsatsın isterim: Kısa ya da uzun, karışık ya da net; ama kendisine ait.
"Ben sadece kalemin kâğıtta bıraktığı izi gümüşle buluşturdum."